Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

ABD-İran anlaşması Washington’u karıştırdı: Beyaz Saray’da nükleer kriz iddiası

ABD ile İran arasında savaş sonrası imzalandığı öne sürülen çerçeve anlaşma, Washington’da tartışmaları beraberinde getirdi.

ABD ile İran arasında savaş sonrası imzalandığı öne sürülen çerçeve

ABD ile İran arasında uzun süredir devam eden gerilimin ardından ortaya çıkan yeni mutabakat iddiaları, yalnızca uluslararası arenada değil, Washington yönetimi içinde de dikkat çekici tartışmalara neden oldu. Amerikan basınında yer alan haberlere göre, taraflar arasında Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması, bölgesel ateşkesin uzatılması ve nükleer müzakerelerin sürdürülmesini kapsayan bir çerçeve anlaşma üzerinde uzlaşı sağlandı. Ancak anlaşmanın detayları ve İran’ın nükleer programına ilişkin taahhütleri, ABD yönetiminin üst düzey isimleri arasında görüş ayrılıklarını beraberinde getirdi.

İddialara göre, ABD istihbarat birimleri tarafından hazırlanan değerlendirmelerde İran’ın nükleer faaliyetlerine ilişkin verilen sözlerle sahadaki verilerin tam olarak örtüşmediği yönünde görüşler öne çıktı. Bu nedenle bazı üst düzey yetkililerin anlaşmaya temkinli yaklaştığı ifade edildi. CIA Direktörü John Ratcliffe’in İran’ın nükleer programına ilişkin vaatlerine yönelik şüphelerini dile getirdiği, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile Savunma Bakanı Pete Hegseth’in de anlaşma metnine karşı daha sert bir tutum sergilediği ileri sürüldü. Buna karşılık Başkan Yardımcısı JD Vance ile Başkan Donald Trump’ın yakın çevresinde yer alan bazı isimlerin anlaşmanın devam etmesi yönünde görüş bildirdiği kaydedildi.

Nükleer müzakerelerde kritik 60 gün

Anlaşmanın en dikkat çeken başlıklarından birini nükleer müzakereler oluşturuyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, sürecin iki aşamalı olarak yürütülmesinin planlandığını belirterek ilk aşamada savaşın sona erdirilmesi, Hürmüz Boğazı’nın durumu, bloke edilen fonlar ve yeniden inşa çalışmalarının ele alındığını açıkladı. İkinci aşamada ise nükleer program ve yaptırımların kaldırılmasına ilişkin detayların görüşülmesi için 60 günlük bir müzakere takvimi öngörüldüğü ifade edildi.

300 milyar dolarlık fon tartışma yarattı

Anlaşma sürecinin en çok konuşulan başlıklarından biri de İran’ın yeniden inşası ve ekonomik kalkınmasına yönelik gündeme gelen 300 milyar dolarlık yatırım fonu oldu. İddialara göre ABD tarafı, söz konusu ekonomik desteği İran’ın nükleer faaliyetlerine ilişkin yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesi şartına bağladı. Fonun doğrudan devletler tarafından değil, uluslararası özel yatırım şirketleri aracılığıyla oluşturulmasının planlandığı belirtiliyor. Bu yaklaşımın, anlaşmanın ekonomik ayağını performansa dayalı bir modele dönüştürdüğü değerlendirmeleri yapılıyor.

Gözler İran’ın atacağı adımlarda

Washington yönetimi, nihai anlaşmanın ancak İran’ın nükleer programına ilişkin somut adımlar atması halinde yürürlüğe gireceğini savunuyor. ABD tarafı, yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stoklarının ortadan kaldırılması ve nükleer faaliyetlerin sınırlandırılması konusunda net güvenceler talep ediyor. Önümüzdeki haftalarda taraflar arasında yapılacak görüşmelerin hem bölgesel güvenlik dengeleri hem de küresel enerji piyasaları açısından kritik sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor. Özellikle Hürmüz Boğazı’nın geleceği, yaptırımların seyri ve ekonomik teşvik paketlerinin kapsamı uluslararası kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor.